9 Ocak 2011 Pazar

İzmir..

Bu sabah yalnız uyandım her sabahki gibi:)
Aslında yalnızlık insanın kendini hissetmesi için ne güzel bir fırsat..Bazen sosyal olmanın asosyal olmaktan daha az şey kazandırdığını düşünürüm..Sanırım bu yüzden arada bir böyle otel odasında bir başıma kaldığımda kendimi derin bir huzur içinde hissediyorum..Her daim sosyal gözüken benliğim, durup biraz düşünmek, okumak, değerlendirmek ve değerlendirilmek istiyor...
Son birkaç gündür geriye bakıp, nasıl bir ben yarattığımı düşünüyorum..Ortada yaşayıp giden birisi var ve bu tam olarak benim düşlediğim ben mi emin değilim..Bazen öyle bir his doluyorki içime hissettiklerimle yaşadıklarım arasındaki uçurumu farkediyorum..Yeniden başlasam diyorum, başka bir yerde, bir şair, bir yazar, bi düşünür olsam..Bunu söylemek artık biraz populist bir söyleme dönüştü kimileri için belki de..Halbuki ben bazen içimde hissettiğim enerjiden öyle eminimki, ben beni yaşayamıyorum, biliyorum..Kendime ayırabildiğim kısacık zamanlarda okumak istediğim onca şey, tartışmak istediğim onca konu ve yazmak istediğim onca şey var ki..
Bu çağ mı beni böyle yoran yoksa ben miyim çağa suç bulup kendini hep yarı yolda bırakan bilmiyorum..Biyografi okumayı bu yüzden seviyorum sanırım...Başka insanlar yaşarken neler hissetmişler merak ediyorum.

Hep bir şeyler sil baştan yeniden başlasın istemektense, sahip olduklarınla başlangıcı yapmak neden bu kadar zor geliyor..

Bugün 26 yaşındayım..Kimilerine göre gencim hala birşeyler yapabilecek zamanım var..Ama bir yandan da öyle bir yaş ki, en doğru kararları vermek zorunda olmanın yükü var omuzlarımda..Anı yaşamak lazım diyorlar ya çok bilenler, sonra da geleceği hiç mi düşünmedin diye başına kakıyorlar..Ne tuhaf, hem yaşamamı, hem bilmediğim bi gelecek için planlar yapmamı bekleyenler, yanlış yola girenleri hiç acımadan tercihleri yüzünden kınıyorlar..Ne iki yüzlü bir hayat!
Bugünkü seçimlerim beni 30 yaşıma getirdiğinde (türkiye de herşeyin sonu gibi düşünülen yaş) seçim yapmak yerine yaptığım seçimi yaşamak zorunda bırakılma hissi canımı bugünden acıtıyor...

Ben bir karar verdim artık...Hayatın getirdiklerini yaşamaya ama kalbimi unutmadan, hislerime kulak vererek yaşamaya..içimde bir ses "bitti" dediğinde yaşımı düşünmeden, hissettiklerimle yaşamaya ve sonucu ne olursa olsun sadece benim isteğim olduğu için bunu yapmaya...anlamsız hedeflerin, sorunların peşinde koşmadan, insan olduğumu unutmadan bu hayatı yaşamak istiyorum..

Ben bugün 26 yaşındayım..Ne istediğimi bulamadım belki ama bulacağım yavaş yavaş, ağır ağır, hesapsız, kitapsız, arayacağım yolumu...Ağır ağır okuyup,ağır ağır yazacağım, bir baktığıma bir kere daha bakacağım..ruhumu bedenimden ayrı tutacağım kimi zaman,gerçeği unutacağım..ve yıllar sonra bu yazıya okuduğumda kimbilir kimi bulacağım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder